Kullanıcı Oyu:  / 0
En KötüEn İyi 

ÜST YÖNETİCİLER HARCAMA SÜRECİNİN NERESİNDE YER ALIYOR? *


    
Bilindiği üzere kamu mali yönetimimizi düzenleyen 1927 tarihli 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanunu, 10.12.2003 tarihinde kabul edilen 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Yasası ile yürürlükten kaldırılmıştır. Ancak anılan Yasa hükümleri 24.12.2003 tarih ve 25326 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmasına rağmen  özellikle ikincil olarak nitelendirilen yönetmelik, tebliğ ve benzeri düzenleme ile  teşkilatlanmaya yetki veren hükümleri için yapılması gereken mevzuat çalışmaları, gerekse de Avrupa Birliğine girme sürecinde getirilen öneriler ve istekler neticesinde, Kanun uygulama alanı bulmadan ciddi olarak değişikliğe maruz kalmıştır. Bu noktada TBMM tarafından 22.12.2005 tarihinde kabul edilen ve 24 Aralık 2005  tarih ve 26033 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5436 sayılı “Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” ile 5018 sayılı Kanunda önemli sayılabilecek değişiklikler yapılmıştır. Değişiklik yapılan hususlardan birisi de harcama süreci hakkındadır.

Yeni harcama süreci, 1050 sayılı Kanunun öngördüğü klasik harcama süreci dışına çıkarak, bütçenin uygulanması ve denetlenmesinde ilgili harcama birimlerini sorumlu tutan anlayışa paralel olarak yetki ve sorumluluğu ilgili kamu idarelerine vermiş, bu çerçevede süreçte görev alacak kişileri de yeniden belirlemiştir. Bu belirlemeler, 5018 sayılı Kanun öncesi harcama sürecine damgasını vuran üst yönetimin  yeni dönemde yetkileri ve rollerini de tartışmaya açmıştır.


5018 SAYILI KANUN ÜST YÖNETİCİLER İÇİN NELER GETİRİYOR

    Bilindiği üzere üst yönetimin Kanunun ifadesiyle üst yöneticilerin harcama sürecindeki rolü, ağırlıklı olarak ihale yetkilisi olarak sürece dahil olmak şeklindedir. Bu çerçevede kamu idarelerinin üst yöneticileri pozisyonunda olan müsteşarlar, belediye başkanları, rektörler, genel müdürler ile sayılan kişilerin yardımcıları 5018 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesine kadar, 4734 sayılı Kanunun ihale yetkilisi olarak kendilerine verilen ihale komisyonlarını oluşturma, ihale komisyonları tarafından alınan kararları onaylama veya reddetme, idare adına sözleşmeleri imzalama ve sözleşmelerin devrinde izin verme gibi yetkileri kullanmışlardır. Ancak Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununun yürürlüğe girmesiyle  birlikte, özellikle harcamaların harcama yetkililerince yapılacağının hükme bağlanması nedeniyle üst yönetimin ihale mevzuatından doğan bu yetkileri de tartışma konusu olmuştur. Bu noktada anılan Kanunla mali literatürümüze ilk defa giren harcama yetkilisi ile 4734 sayılı Kanunda düzenlenmiş bulunan ihale yetkilisi kavramları ile bu çerçevede ihale yetkilisinin kim olacağı önem kazanmaktadır.

Harcama yetkilisi
5018 sayılı Yasa uygulamasında harcama yetkilisi, bütçeyle ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisini, bütçelerinde harcama birimleri sınıflandırılamayan idareler ile harcama yetkililerin belirlenmesinde güçlük bulunan idarelerde üst yöneticiyi ya da üst yöneticinin belirleyeceği kişilerden Bakanlıkça uygun görülenleri veya ödenek gönderme belgesiyle harcama yetkisi verilen birim yöneticilerini ifade etmektedir. Dolayısıyla 5018 sayılı Kanun harcama yapma konusundaki yetkiyi, kendisine ödenek gönderilen birimlerin amiri durumundaki yöneticilere, Kanunun ifadesiyle harcama yetkililerine vermiştir.
    İhale Yetkilisi
4734 sayılı Kanun uygulamasında ihale yetkilisi, idarenin, ihale ve harcama yapma yetki ve sorumluluğuna sahip kişi veya kurulları ile usulüne uygun olarak yetki devri yapılmış görevlilerini ifade etmektedir.
Yukarıdaki tanımlardan da anlaşılacağı üzere ihale yetkilisi olacak kişilerin bu görevleri yerine getirebilmelerinin iki şartı bulunmaktadır. Bunlardan birincisi anılan kişilerin ihale yapma yetkilerinin bulunması, diğeri de harcama yapma yetkisinin bulunmasıdır. Konu bu açıdan değerlendirildiğinde örnek olarak daha önceleri genel bütçeli idarelerde kurum üst yöneticileri olan müsteşar, müsteşar yardımcıları, mahalli idarelerde belediye başkanı veya vali veya yardımcısı tarafından yerine getirilen ihale yetkililiği görevinin 5018 sayılı Kanun sonrasında mümkün olmadığı görülecektir.Şöyle ki,
5018 sayılı Kanun, yukarıda da bahsedildiği üzere harcama yapma konusunda yetkiyi analitik bütçe sınıflandırması da esas alınarak kurumsal düzeyin üç ve dördüncü düzeylerinde ödenek gönderilen birimlerin yöneticilerine (harcama yetkilileri) vermektedir. Bu noktada, örnek olarak genel bütçeli idare olan  bakanlıklarda bu yetkinin genel müdürler veya yetki devri yaptığı yardımcıları tarafından, belediyelerde ise hizmet birimlerinin başı durumunda olana daire başkanları veya müdürler tarafından yerine getirilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla 4734 sayılı Kanun uygulamasında ihale yetkilisi olarak ihale talimatlarını veren, onay belgelerini imzalayan, ihale komisyonlarını teşekkül ettiren, ihale komisyonları tarafından alınan kararları onaylayan veya iptal eden, idare adına yüklenicilerle sözleşmeleri imzalayan fakat 5018 sayılı Kanun ile üst yönetici olarak tanımlanan kişilerin belirtilen yetkileri kullanması artık mümkün değildir. Anılan görevlerin artık üst yöneticiye bağlı olarak çalışan ve kendilerine ödenek gönderilen birimlerin amirleri tarafından yerine getirilmesi gerekmektedir. İhale yetkilisi olarak bilinen kişilerin 5018 sayılı Kanun düzenlemesiyle birlikte harcama yapma yetkisi ortadan kalkmıştır.
Özetle 5018 sayılı Kanun, kendisine ödenek gönderilmeyen üst yönetici ve yardımcılarını harcama sürecinin dışına çıkarmıştır.
ÜST YÖNETİMİN İHALE KOMİSYONLARINDA GÖREV ALIP ALAMAYACAKLARI
Üst yönetimin harcama sürecinin dışına çıkarılması beraberinde anılan kişilerin ihale komisyonlarında üye olarak görev yapıp yapamayacağını  gündeme getirmiştir.

Bilindiği üzere 5018 sayılı Yasa hükümleri ile daha önceleri harcama sürecinde aktif olarak görev alan üst yöneticiler ile yardımcılarının harcama sürecinde görev almaları engellenmiştir. Anılan görevliler yeni düzenlemeyle birlikte harcama sürecinin dışına çıkarılmışlardır. Yeni harcama sürecinde ön plana çıkan görevliler harcama yetkilileridir. Belirtilen görevliler aynı zamanda ihale yetkilisi olarak komisyonların oluşumu, idare adına sözleşmelerin imzalanması, ihale komisyonu tarafından alınan karaların tasdiki gibi görevleri yerine getirmektedir. Dolayısıyla genelde ana hizmet ve yardımcı birimlerin en üst düzey amirleri olarak görev yapan daire başkanı, şube müdürü gibi kişiler yeni sistemde “ihale yetkilisi” pozisyonundadırlar. Buna karşılık eskiden ihale yetkilisi olan kişiler ( Belediyelerde belediye başkanı veya yardımcısı, üniversitelerde rektör veya yardımcısı gibi üst yönetici veya yardımcısı gibi kişiler ) ise artık harcama sürecinin dışında kalmaktadır. Bu durumda ihale işlemlerinin yürütülmesi aşamasında, harcama süreci dışında kalan görevlilerin özellikle de üst yönetici yardımcılarının ihale komisyonu üyesi olarak görev yapıp yapamayacakları gündeme gelmektedir.

Yukarıda da belirtildiği üzere ihale komisyonlarının, harcama yetkilisi olan ve genelde birim amiri olarak görev yapan kişiler tarafından teşekkül ettirilmesi gerekmektedir. Bu meyanda her ne kadar harcama yetkililerinin amiri pozisyonunda olsalar bile üst yönetici yardımcıları (belediye başkan yardımcıları,vali yardımcıları ve rektör yardımcıları gibi) pozisyonundaki kişilerin de, idare personeli veya işin uzmanı sıfatıyla ihale komisyonunda üye olarak görevlendirilmeleri ilk bakışta yasal olarak 4734 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde mümkün gözükmektedir. Ancak üst yönetici yardımcısı pozisyonundaki kişilerin komisyon başkanı olarak görev yapması ve bu şekilde alınmış olan komisyon kararının daha alt düzeydeki harcama yetkilisi tarafından imzalanması aşamasında, harcama yetkilisinin kararı menfi veya olumlu değerlendirmesinde üst yönetici yardımcısının harcama yetkilisini tarafsız bırakmayacağını da gözardı etmemek gerekmektedir. Hem ihale komisyonunun, hem de ihale yetkilisinin kararlarını alırken bağımsız ve objektif kriterleri esas alarak hareket etmeleri gerekmektedir.  Böylesi durumda İhale Kanununun öngördüğü temel ilkelerden sapılarak ekonomik açıdan uygun olmayan teklif sahiplerine işin ihale edilmesi de mümkün olabilir. Bu açılardan üst yönetici ve yardımcılarının komisyon üyesi olarak görevlendirilmelerinin İhale Kanununun temel ilkeleri çerçevesinde uygun olmayacağı düşünülmektedir.
    
Konu ihale mevzuatı açısından mümkün gözükmemekle birlikte idare hukuku açısından böyle bir görevlendirmenin yapılıp yapılamayacağı daha açık bir ifadeyle astın (harcama yetkilisi) üstü (üst yönetici yardımcısı) görevlendirip görevlendiremeyeceğini de vurgulamak gerekmektedir. Bu noktada görevlendirme yapan kişi veya makamın, görevlendirilen kişi veya makama göre hiyerarşik anlamda eşidi veya daha üst konumda olması gerektiğinden, böyle bir görevlendirme hem idare hukukunun genel ilkeleri, hem de Türk kamu yönetiminin işleyişi açısından mümkün değildir.


SONUÇ


01.01.2006 tarihinde  yürürlüğe giren ve mali yapımızda ciddi değişiklikleri de beraberinde getiren 5018 sayılı Yasanın getirdiği düzenlemelerden birisi de harcama yetkililiği ile harcamanın kimin tarafında yapılacağı hakkındadır. Kanun ve ilgili düzenlemeler çerçevesinde kurumsal sınıflandırmanın üç ve dördüncü düzeyinde ödenek gönderilen birimlerin yöneticileri tarafından yürütülen bu görevin yürütücüleri olana harcama yetkilileri,  4734 sayılı Kanun kapsamından tanımlanmış olan ihale yetkilisinin de görevlerini üstlenmiş olmaktadır. Dolayısıyla 4734 sayılı Kanun kapsamında ihale yetkilisi tarafından yerine getirilen komisyon kurma, komisyon kararlarını lehte veya aleyhte onaylama, sözleşmeleri imzalama , ihaleyi kazanan isteklinin yasaklı olup olmadığını teyit ettirme artık üst yönetici pozisyonunda olan kişilerden alınarak daha alt düzeydeki görevlilere bırakılmaktadır.
Diğer taraftan harcama sürecinin dışında kalan üst yönetici ve yardımcılarının ihale komisyonlarında üye olarak görev yapmaları, hem idare hukukunun genel ilkeleri ve Türk Kamu Yönetiminin işleyişi açısından öngörülen genel ilkelere aykırılık teşkil etmesi, hem de ihale mevzuatı açısından ihalelerin sağlıklı yapılmasını engellemesi nedeniyle  mümkün değildir.
Ancak bütçe uygulamasında özellikle ihale sürecinde  üst yönetimi tamamen devre dışı bırakmak çok da doğru bir yaklaşım olmasa gerektir. Yapılan ihalelerden kurumların üst yönetimini (Müsteşar,   vali,  , belediye başkanı, rektör ve bunların yardımcıları) devre dışı bırakmak ister istemez özellikle seçimle işbaşına gelen mahalli idarelerde sıkıntıları da beraberinde getirmektedir. Seçimle görev yapan kişileri ihale sürecinin dışına çıkartmak bu anlamda doğru bir düzenleme olmamıştır. Bu noktada yapılması  gereken, özellikle mahalli idarelerde harcama yetkilisi görevinin en azından üst yönetici yardımcıları uhdesinde birleştirilmesi yönünde düzenleme yapılmasını sağlamaktır.

 

 

*  E-Yaklaşım / Kasım 2007 / Sayı: 52

http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20071110202.htm
 

 

   

   
© H.Bayram ÇOLAK