Kullanıcı Oyu:  / 7
En KötüEn İyi 

5018 SAYILI KANUNA GÖRE BAKAN VE ÜST YÖNETİCİLERİN YETKİ VE SORUMLULUKLARI


1050 sayılı Kanunu kaldırarak yürürlüğe giren 5018 sayılı Kanun ile birlikte mali literatürümüze yeni kavramlar ve yeni görevliler girmiştir. Kanun ile kamu mali yönetimi ve kontrol sisteminde rol alan  aktörlerin görev, yetki ve sorumlulukları yeniden belirlenmiş ve sorumluluklar aktörler arasında yeniden paylaştırılmıştır. Sistemde rol alan aktörlerin birbirleriyle ilişkileri, sistem içindeki konumları ve fonksiyonları yeni anlayış ve esaslar doğrultusunda yeniden tarif edilmiştir.  Bu çerçevede üst yönetici, harcama yetkilisi, muhasebe yetkilisi, gerçekleştirme görevlileri gibi görevliler yeni kanunla mali sistemimizde yerlerini almışlardır. Bu bölümde sadece yukarıda belirtilen görevlilerden Bakan ile üst yöneticilerin görev ve yetkileri ile sorumlulukları üzerinde durulmaya çalışılacaktır.

1- Bakanlar
1050 sayılı Kanun hükümlerinden farklı olarak daha önce birinci derecede ita amiri olarak mali yönetim sistemi içerisinde olan bakanlar yeni düzenlemede kamu mali yönetim sisteminin dışında bırakılmışlardır. Bakanların artık bakanlıklarına bağlı idarelerin harcama süreçlerinde doğrudan bir yetkileri, diğer bir ifadeyle ita yetkileri söz konusu değildir. Bu nedenle de Sayıştay yargılamasında muhatap  değillerdir.Dolayısıyla 1050 sayılı Kanun uygulamasında rastlanılan, birinci derece ita amirlerinin sorumluluk üstlenerek harcamaların yapılması uygulaması da söz konusu değildir.
Kanun hükümlerine göre  Bakanlar,
1-Hükümet politikasının uygulanmasından,
2-Bakanlıklarının ve bakanlıklarına bağlı, ilgili ve ilişkili kuruluşların stratejik planları ile bütçelerinin kalkınma planlarına, yıllık programlara uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından,
3-Diğer bakanlıklarla koordinasyon ve işbirliğini sağlamaktan
sorumludur.

Yukarıda belirtilen sorumluluk, Yükseköğretim Kurulu, üniversiteler ve yüksek teknoloji enstitüleri için Milli Eğitim Bakanına, mahalli idareler için İçişleri Bakanına aittir.
 
Bakanlar, kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli kullanılması konusunda Başbakana ve Türkiye Büyük Millet Meclisine karşı sorumludurlar. Dolayısıyla bakanların öne çıkan sorumluluk türü siyasi sorumluluktur.
 
Bakanlar; idarelerinin amaçları, hedefleri, stratejileri, varlıkları, yükümlülükleri ve yıllık performans programları konusunda her mali yılın ilk ayı içinde kamuoyunu bilgilendirirler.

Diğer yandan, bakanların görev, yetki ve sorumlulukları 3046 sayılı “Bakanlıkların Kuruluş ve Görevlerine İlişkin Kanun” ve bakanlıkların kendi kuruluş ve teşkilat Kanunlarında da gösterilmiştir. 3046 sayılı Kanun gereği bakanlar, bakanlık kuruluşunun en üst amiridir ve bakanlar, bakanlık hizmetlerini mevzuata, Hükümetin genel siyasetine, kalkınma planlarına ve yıllık programlara uygun olarak yürütmekle ve bakanlığın faaliyet alanına giren konularda diğer bakanlıklarla işbirliği ve koordinasyonu sağlamakla görevli ve Başbakana  karşı sorumludurlar. Her bakan ayrıca emri altındakilerin faaliyet ve işlemlerinden de sorumlu olup, bakanlık merkez, taşra ve yurt dışı teşkilatı ile bağlı ve ilgili kuruluşların faaliyetlerini, işlemlerini ve hesaplarını denetlemekle görevli ve yetkilidir.

Bakanlar arasında farklı olan iki Bakan, Milli Savunma Bakanı ile Maliye Bakanıdır.

Yukarıda da belirtildiği üzere, Milli Savunma Bakanlığında bakan olarak görev yapan kişi, Milli Savunma Bakanlığının yapısı gereği aynı zamanda üst yöneticidir. Dolayısıyla diğer Bakanlıklarda bürokrasi içerisinde yer alan müsteşarlar tarafından yerine getirilen yetkiler, Milli Savunma Bakanlığında müsteşar yerine Bakan tarafından kullanılmak durumundadır.

Diğer taraftan Maliye Bakanı da diğer bakanlardan farklı olarak

- Kanunun 30 uncu maddesinde belirtildiği üzere,
1- Merkezi yönetim bütçe kanununun uygulamasına ilişkin olarak; harcamalarda tasarrufu sağlamak, tutarlı, dengeli ve etkili bir bütçe politikası yürütmek için gelir ve giderlere ilişkin kanun, tüzük, yönetmelik ve kararnamelerle belirlenmiş konularda uygulamaları düzenlemek üzere gerekli önlemleri almaya, standartları belirlemeye, sınırlamalar koymaya, kamu istihdam politikasının belirlenmesine ve uygulanmasına yön vermeye, bütçe harcama ve gerçekleşmelerini izlemeye, ödeneklerin dağıtım ve kullanımını belirli esaslara bağlamaya ve bu hususlarda kamu idareleri için uyulması zorunlu düzenlemeleri yapmaya,  

2- Genel yönetimin tüm gelir ve giderleri ile borç ve mali imkanlarının tespitinin ve takibinin yapılabilmesi amacıyla, genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri ve merkezi yönetim bütçesinden yardım alan kurum, kuruluş, vakıf ve dernekler ile benzeri teşekküller; gelir ve gider tahminlerini, mali tablolarını, birbirleriyle olan borç ve alacak durumlarını, personel giderlerine ilişkin her türlü bilgi ve belgeleri, istenilmesi halinde Maliye Bakanlığına ibraz etmeyen veya uygun harcama yapmayan kamu idareleri ve diğer kuruluşlarla ilgili olarak gerekli önlemleri almaya

yetkilidir.

Ayrıca mali yönetim ve kontrol sisteminin tümüyle zaafa uğradığı, belirgin yolsuzluk veya kamu zararına yönelik emarelerin ortaya çıktığı durumlarda; ilgili bakanın talep etmesi veya doğrudan Başbakanın onayı üzerine Maliye Bakanı, yetkili denetim elemanlarına, kamu idarelerinin tüm mali yönetim ve kontrol sistemlerini, mali karar ve işlemlerini mevzuata uygunluk yönünden teftiş ettirir. Bu teftişler sonucunda düzenlenecek raporların bir örneği İç Denetim Koordinasyon Kuruluna, bir örneği de gerekli işlemlerin yapılması için ilgili bakana gönderilir.  

 2- Üst Yönetici
Kanunun getirdiği kavramlardan belki de en önemlilerinden birisi de, daha önceki Kanun uygulamasında harcama surecinin içinde aktif olarak görev yapan fakat yeni Kanunla birlikte neredeyse sürecin dışına çıkartılmış olan üst yönetici denilen kişilerdir. Harcama sürecinin dışına çıkarılan üst yöneticiler strateji, politika ve hedef belirlemek suretiyle yönlendirici bir işlev görmekte, ayrıca sistemin işleyişi konusunda gözetim görev ve sorumluluğu yüklenmektedir.  Üst yöneticiler, bu gözetleme ve takip görevlerini de kendilerine bağlı olan harcama yetkilileri ile diğer görevlilerin bilgi vermeleri ile yerine getirmektedirler.

2.1-Kimler üst yöneticidir
Kanunun 11 inci maddesi hükmüne göre; bakanlıklarda müsteşar, diğer kamu idarelerinde en üst yönetici (Örneğin üniversitelerde rektör, Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünde genel müdür), il özel idarelerinde vali ve belediyelerde belediye başkanı üst   yöneticidir. Ancak, Milli Savunma Bakanlığında üst yönetici  bakandır.
        
2.2-Üst yöneticilerin sorumlulukları

Üst yöneticiler,
-İdarelerinin ,stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, kurumun stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından,

-Sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden

-Mali yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi, izlenmesi ve  Kanunda belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden   meclislerine  karşı sorumludurlar.

Dolayısıyla  üst yöneticilerin bütçe uygulamasında doğrudan görev almaktan ziyade idarelerinin en üst amiri olarak belirleme, gözetim ve denetim sorumlukları bulunmaktadır. Bu noktada örnek olarak belediye başkanlarının, belediye bütçesi hazırlanırken idarenin en üst amiri olarak toplanacak gelirlerin en verimli şekilde kullanımı için kaynakların harcanabileceği en uygun yerlerin tespitinde belirleyici olması gerekmektedir. Kısaca üst yöneticilerin bütçe sürecinde belirleyici, yönlendirici ve izleme görevleri önem kazanmaktadır.

Buna ilave olarak Kanunun 8 inci maddesinde yer alan hükümler çerçevesinde de üst yöneticiler, bulundukları idarenin en üst görevlisi olarak her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında, kaynakların etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesinden, kullanılmasından, muhasebeleştirilmesinden, raporlanmasından ve kötüye kullanılmaması için gerekli önlemlerin alınmasından sorumludur ve yetkili kılınmış mercilere  hesap vermek zorundadır. Dolayısıyla Kanun ile üst yöneticilerin çok açık bir biçimde sorumlu tutulmamış olmaları, maiyetinde görev yapan harcama yetkilisi, muhasebe yetkilisi veya gerçekleştirme görevlilerinin yapmış oldukları hukuksuz eylem ve işlemlerden sorumlu olmamaları sonucunu doğurmayabilir. Her halükarda bulundukları idarelerin en üst noktasında olmalarından dolayı, idari ve devamı olarak hesap verme sorumlulukları söz konusudur.
    
Üst yöneticiler yukarıda belirtilen sorumluluklarını doğal olarak kendisine bağlı birimler ve kişiler tarafından yerine getirecektir. Kanun hükümlerine göre üst yöneticiler belirtilen sorumluluğun gereklerini; harcama yetkilileri, mali hizmetler birimi ile iç denetçiler
aracılığıyla yerine getirirler.

Üst yöneticilerin sorumluluğu anlamında son olarak söylenmesi gereken  hususlardan birisi de,  dış denetimle görevli olan Sayıştay Başkanlığının hazırlamış olduğu rapora cevap vermektir.  

Diğer taraftan 30146 sayılı “Bakanlıkların Kuruluşları Hakkında Kanunun 22 nci maddesine göre de    “Müsteşar, bakanın emrinde ve onun yardımcısı olup bakanlık hizmetlerini bakan adına ve bakanın direktif ve emirleri yönünde, bakanlığın amaç ve politikalarına, kalkınma planlarına ve yıllık programlara, mevzuat hükümlerine uygun olarak düzenler ve yürütür. Bu amaçla bakanlık teftiş kurulu hariç bakanlık kuruluşlarına gereken emirleri verir ve bunların uygulanmasını gözetir ve sağlar.
 
Müsteşar yukarıda belirtilen hizmetlerin yürütülmesinden bakana karşı sorumludur” Dolayısıyla 3046 sayılı Kanun hükümlerine göre de üst yönetici olan müsteşarların öne çıkan sorumluluk türü idari sorumluluktur. Gerek 3046 gerekse de 5018 sayılı Kanunda yer alan  gözetim ve denetim yetkisi nedeniyle müsteşarlar harcama sürecine dahil edilmemişlerdir. Aşağıda da belirtildiği üzere yeni kamu mali yönetim sistemimizde üst yöneticiler, diğer görevlilere nazaran güçlü kılınarak  yeni sitemde belirleyici bir rol üstlenmeleri öngörülmüştür.

Yeni mali kontrol sisteminde üst yöneticinin görev ve yetkileri
    
Bakanlar gibi harcama sürecinin dışında bırakılan üst yöneticilerin sorumlulukları, Kanun hükümleri dikkate alındığında idari sorumluluk türüne girmektedir. Bulundukları idarelerin en üst kademedeki yöneticisi pozisyonunda olan üst yöneticilerin kısaca yukarıda belirtilen sorumluklarına ek olarak Kanun ve ikincil mevzuata göre, görev ve yetkileri ile sorumluluklarını aşağıdaki gibi özetlemek mümkündür :

 - İdarelerinin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlanmasını ve uygulanmasını sağlamak (5018 sayılı Kanun /md:11-2)

- Kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ile kullanımını sağlamak (5018 sayılı Kanun /md:11-2)

- Kaynakların kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesi, mali yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi ve izlenmesi ile 5018 sayılı Kanunda belirtilen görev ve sorumlulukları yerine getirmek (5018 sayılı Kanun /md:11-2)
    
- Ertesi yıla ve yıllara geçen yüklenmelere girişilmesine onay vermek (5018 sayılı Kanun / md:27),
    (Bilindiği üzere kural olarak idareler tarafından mal ve hizmet satın almalarına ilişkin olarak yüklenmeye girişilirken içinde bulunulan mali yılla sınırlı olmak üzere taahhüde girişilmektedir. Taahhütler istisnalar dışında yıllıktır ve yüklenmelerin mali yıl içerisinde başlayıp mali yılın sonuna kadar tamamlanması gerekmektedir. Özetle, yüklenme süresi mali yılla sınırlıdır.

Buna rağmen yiyecek, yakacak, akaryakıt gibi mal alımları ile yemek ve temizlik gibi hizmet alımların, satın alma suretiyle edinilmesi ekonomik olmayan her türlü makine-teçhizat, cihazlar ve taşıtlar ile yangınla mücadele amacıyla hava ve deniz araçlarının kiralanması, aşı ve anti serum alımı, orman ağaçlandırma ve amenajman işlerinin nitelik itibariyle ve işin veya hizmetin sürekliliği göz önünde bulundurularak yıllık olarak uygulanması mümkün değildir. Bu tür satın almalar ve kiralamalar için bir mali yıldan daha uzun sürelerle yüklenmeye girişmeye ihtiyaç vardır. İşte bu gibi durumlarda, gelecek yıla veya yıllara sari yüklenmelere girişilebilmesi için üst yöneticinin onay vermesi gerekir.)

- Harcama yetkilisini belirlemek. Kural olarak kurumsal sınıflandırmanın 3 ve 4 üncü düzeyinde ödenek gönderilen harcama birimlerinin en üst amirleri harcama yetkilisidir. Dolayısıyla analitik bütçe sınıflandırmasındaki kurumsal sınıflandırma harcama yetkilisini belirleyen unsur olmaktadır. Ancak teşkilât yapısı ve personel durumu gibi nedenlerle harcama yetkililerinin belirlenmesinde güçlük bulunan idareler ile bütçelerinde harcama birimleri sınıflandırılmayan idarelerde harcama yetkisi, üst yönetici   veya üst yöneticinin belirleyeceği kişiler tarafından  Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine yürütülebilir. Dolayısıyla örnek olarak bu tür nitelikleri haiz bir belediyede harcama yetkililiği görevi, ya bizzat üst yönetici olan belediye başkanı tarafından veya belediye başkanının görevlendireceği   kişiler tarafından yerine getirilecektir.

- Genel bütçe kapsamı dışındaki kamu idarelerinde açılmış akreditiflere ilişkin ertesi yıla devredilen kredi artıklarının karşılığını bütçenin ilgili tertibine ödenek kaydetmek (5018 sayılı Kanun /md:35),

- Genel bütçe kapsamı dışındaki kamu idarelerinde, kamu idarelerinin topladığı vergi resim, harç ve benzeri gelirlerden diğer idare, kurum ve kuruluşlara verilecek paylar için geliri toplayan kamu idaresinin bütçesine konulan ödeneklere 5018 sayılı Kanunun 37 nci maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen şartlarla ödenek eklemesi yapmak (5018 sayılı Kanun /md:37),

- Kamu yararına kullanılmak üzere kamu idarelerine yapılan şartlı bağış ve yardımların (dış finansman kaynağından sağlananlarda 4749 sayılı Kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bütçede açılacak bir tertibe gelir ve şart kılındığı amaca harcanmak üzere açılacak bir tertibe ödenek kaydedilmesini uygun bulmak (5018 sayılı Kanun /md:40),  

(Genel bütçe kapsamı dışındaki kamu idarelerinde, şartlı bağış ve yardımlar karşılığı kaydedilmiş ödeneklerden tahsis amacı gerçekleştirilmiş olanlardan kalan tutarlar, tahsis amacının gerçekleştirilmesi bakımından yetersiz olanlar ile yılı bütçesinde belirlenen tutarı aşmayan ve iki yıl devrettiği halde harcanmayan ödenekleri iptal etmek (5018 sayılı Kanun /md:40),

Kamu yararına kullanılmak üzere kamu idarelerine yapılan şartlı bağış ve yardımlar, hizmeti yapacak idarenin üst yöneticisi tarafından uygun görülmesi halinde, bütçede açılacak bir tertibe gelir ve şart kılındığı amaca harcanmak üzere açılacak bir tertibe ödenek kaydedilir. Bu ödenekten amaç dışında başka bir tertibe aktarma yapılamaz.

Bu ödeneklerden mali yıl sonuna kadar harcanmamış olan tutarlar, bağış ve yardımın amacı gerçekleşinceye kadar ertesi yıl bütçesine devir olunarak ödenek kaydedilir. Ancak, bu ödeneklerden tahsis amacı gerçekleştirilmiş olanlardan kalan tutarlar, tahsis amacının gerçekleştirilmesi bakımından yetersiz olanlar ile yılı bütçesinde belirlenen tutarı aşmayan ve iki yıl devrettiği halde harcanmayan ödenekleri iptal etmeye üst yönetici yetkilidir)

- İdare faaliyet raporunu düzenlemek ve kamuoyuna açıklamak (5018 sayılı Kanun /md:41), Üst yöneticiler ve bütçeyle ödenek tahsis edilen harcama yetkililerince, hesap verme sorumluluğu çerçevesinde, her yıl faaliyet raporu hazırlanır. Üst yöneticiler , harcama yetkilileri tarafından hazırlanan birim faaliyet raporlarını esas alarak, idaresinin faaliyet sonuçlarını gösteren idare faaliyet raporunu  düzenleyerek kamuoyuna açıklar

- Kamu idarelerinin yönetim ve hesap verme sorumluluklarının Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülmesine ilgili bakanla birlikte katılmak veya görevlendireceği yardımcısının katılmasını sağlamak (5018 sayılı Kanun /md:41),

- Genel bütçe kapsamı dışındaki kamu idarelerinde muhasebe yetkilisini atamak (5018 sayılı Kanun /md:62),
(Bilindiği üzere 5018 sayılı Kanun kapsamında harcama sürecinde harcama yetkilisinin verdiği harcama talimatı ile ilgili olarak gerçekleştirilen satın almaya ilişkin ödeme daha önce sayman tabir edilen ancak, yeni Kanunla muhasebe yetkilisi olarak adlandırılan kişinin ödeme işlemini yapmasıyla tamamlanmaktadır. Bu bağlamda muhasebe hizmetlerinin  Kanunun genel esprisi içinde ilgili idarelerce yerine getirilmesi ve bu görevi yapacak personelin ilgili idareler tarafından belirlenmesi esası bulunmaktadır. Dolayısıyla bu açıklamalar paralelinde 9.12.1994 tarihli ve 4059 sayılı Kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinde muhasebe yetkilisi Maliye Bakanlığınca, mahalli idarelerin de içinde bulunduğu diğer kamu idarelerinde  ise üst yöneticiler tarafından atanır.)

¬- İç denetçiler tarafından sunulan denetim raporlarını değerlendirmek suretiyle gereği için ilgili birimler ile mali hizmetler birimine vermek, iç denetim raporları ile bunlar üzerine yapılan işlemleri en geç iki ay içinde İç Denetim Koordinasyon Kuruluna göndermek (5018 sayılı Kanun /md:64),
           
- İç denetçiler tarafından hazırlanan yıllık iç denetim programını onaylamak           (5018 sayılı Kanun /md:64),

- Bakanlıklar ve bağlı idarelerde sertifikalı adaylar arasından iç denetçi atanmasını veya görevden alınmasını talep etmek (5018 sayılı Kanun /md:65),
(Yukarıdaki bölümlerde de bahsedildiği üzere 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun getirdiği konseptlerden belki de en önemlisi, bütçe uygulamasında ilgili kamu idarelerinin yetkili ve sorumlu olmaları,  inisiyatifin kamu idarelerine verilmesidir. Bu kapsamda ilgili idarelerin mali yapılarının kontrolü, harcama süreçlerinin değerlendirilmesi, harcamalarının mali mevzuatta uygunluk açısından denetlenmeleri gibi hususların ilgili idarelere bağlı denetçiler tarafından yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle iç denetim  olarak adlandırılan faaliyetlerin ilgili kamu idaresine bağlı iç denetçiler tarafından yerine getirilmesi öngörülmektedir.)

İç denetim faaliyetlerini ifa edecek olan iç denetçiler, bakanlıklar ve bağlı idarelerde, üst yöneticilerin teklifi üzerine Bakan, belediyelerin de aralarında bulundukları diğer kamu idarelerinde ise üst yöneticiler tarafından sertifikalı adaylar arasından atanır ve aynı usûlle görevden alınır.

- 5018 sayılı Kanunda belirtilen para cezalarını vermek (5018 sayılı Kanun /md:73),
(Bilindiği üzere, 5018 sayılı Kanun, mali disiplini sağlamak bakımından ciddi yaptırımlar öngören bir düzenlemedir. Bu nedenle de örnek olarak giderlerin ödenek dahilinde olması yönünde harcama yetkililerine sorumluluk vermiş, yasal düzenlemeler dışında ödenek üstü talimat verilmesini, harcama yapılmasını yasaklamıştır. Buna rağmen ödenek üstü harcama yapılması halinde ise, tereddüde meydan vermeyecek şekilde kamu zararı oluşturmamakla birlikte bütçelere, ayrıntılı harcama programlarına, serbest bırakma oranlarına aykırı olarak veya ödenek gönderme belgelerindeki ödenek miktarını aşan harcama talimatı veren harcama yetkililerine, her türlü aylık, ödenek, zam ve tazminat dahil yapılan bir aylık net ödemeler toplamının iki katı tutarına kadar para cezası verileceği  hükme bağlanmıştır.  Bu çerçevede  Kanunda belirtilen para cezalarının ilgili kamu idaresinin üst yöneticisi tarafından (belediyelerde belediye başkanı,üniversitelerde rektör, bakanlıklarda müsteşar)verilmesi, para cezalarının, karar verilmesini izleyen ay başından başlamak üzere ve herhangi bir hüküm almaya gerek kalmaksızın; ilgililerine yapılan her türlü aylık, ödenek, zam, tazminat dahil bir aylık net ödemelerin dörtte biri oranında kesilerek tahsil olunacağı hüküm altına alınmıştır.)

- Genel bütçe kapsamı dışındaki kamu idarelerinde, idare hesaplarında kayıtlı olup, zaruri ve mücbir sebeplerle takip ve tahsil imkanı kalmayan kamu alacaklarından merkezi yönetim bütçe kanununda gösterilen tutara kadar olanları kayıtlardan çıkarmak (5018 sayılı Kanun /md:79),
(Kural  olarak Devlet adına yapılan giderlerden fazla veya yersiz yapılan ödemelerin hesaplara alınarak takip ve tahsil edilmesi gerekmektedir. Bu noktada ilgili idarelerin gerekli özeni göstererek kurum alacaklarının, zamanaşımı süresi içerisinde çok fazla da gecikmeye meydan verilmeden tahsil edilmesi sağlanmalıdır. Bu genel prensibe rağmen, hesaplara kayıtlı bazı kamu alacaklarının fazla veya yersiz ödeme yapılan kişiye çeşitli nedenlerle ulaşılamaması gibi zaruri veya mücbir nedenlerle  tahsil edilememesi gündeme gelmektedir. Bu noktada  5018 sayılı Kanun hükümlerine göre, idare hesaplarında kayıtlı olup, zaruri veya mücbir sebeplerle takip ve tahsil imkânı kalmayan kamu alacaklarından merkezi yönetim bütçe kanununda gösterilen tutara kadar olanların kayıtlardan çıkarılmasına genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinde Maliye Bakanı, diğer kamu idarelerinde üst yöneticiler yetkilidir)

- Stratejik plan hazırlık çalışmalarının başlatıldığını duyurmak üzere iç genelge yayımlamak (Kamu İdarelerinde Stratejik Planlamaya İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik),

- Bakanlıklar ile bakanlıkların bağlı ve ilgili kuruluşları dışındaki kamu idarelerinde stratejik planları onaylamak (Kamu İdarelerinde Stratejik Planlamaya İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik),

- Bütçe tekliflerini ve idare performans programlarını bağlı, ilgili veya ilişkili bulunan bakan ile birlikte imzalamak (Strateji Geliştirme Birimlerinin Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik),

- Strateji geliştirme birimleri tarafından hazırlanan ayrıntılı harcama ve finansman programlarını onaylamak ( Strateji Geliştirme Birimlerinin Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik),

- Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idarelerde 5018 sayılı Kanun ve merkezi yönetim bütçe kanunu uyarınca, diğer idarelerde ise ilgili düzenlemeler çerçevesinde bütçeleri içinde yapacakları aktarmaları onaylamak (İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esaslar),

- Bakanlıklar dışındaki idarelerde dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık ve benzeri teşekküllere 5018 sayılı Kanunun 29 uncu maddesine dayanılarak yapılacak yardımın miktarının belirlenmesi ve dağıtımını onaylamak (Dernek, Vakıf, Birlik, Kurum, Kuruluş, Sandık ve Benzeri Teşekküllere Genel Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerinin Bütçelerinden Yardım Yapılması Hakkında Yönetmelik),

- Teşkilat yapısı ve personel durumu gibi nedenlerle harcama yetkililerinin belirlenmesinde güçlük bulunan idareler ile bütçelerinde harcama birimleri sınıflandırılmayan idarelerde mahalli idareler için İçişleri Bakanlığı, diğer idareler için Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine harcama yetkililiği görevini yürütmek veya harcama yetkilisini belirlemek (5018 sayılı Kanun /md:31),

- İdaresinin teşkilat yapısında yer almayan birimler ile yurtdışı teşkilatına tahsis edilen ödeneklerin harcama yetkililerini belirlemek (1 seri no’lu Harcama Yetkilileri Hakkında Genel Tebliğ),

- Harcama birimlerinin harcama yetkisini kısmen veya tamamen; merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinde Maliye Bakanlığının, sosyal güvenlik kurumlarında ilgili bakanlığın, mahalli idarelerde ise İçişleri Bakanlığının uygun görüşü üzerine bir üst yönetim kademesinde birleştirmek(1 Seri No’lu Harcama Yetkilileri Hakkında Genel Tebliğ) ,

- Özel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinde Ön Ödeme Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte belirlenen oranın üzerinde avans verilmesini zorunlu kılan durumlarda, aşan kısım için TC Merkez Bankasının kısa vadeli avanslara uyguladığı oranda faiz uygulanmak ve yüklenme tutarının yüzde 30 unu aşmamak şartıyla belirlenecek oranda bütçe dışı avans verilmesine karar vermek (Ön Ödeme Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik),

- İdaresinin bütçe kesin hesabını bağlı, ilgili veya ilişkili bulunan bakan ile birlikte onaylamak (Strateji Geliştirme Birimlerinin Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik),

- Mali istatistiklerin hazırlanmasında uygun kurumsal çevrenin oluşturulması için gerekli önlemleri almak (5018 sayılı Kanun /md:52),

- Yeterli ve etkili bir kontrol sisteminin oluşturulabilmesi için; mesleki değerlere ve dürüst yönetim anlayışına sahip olunması, mali yetki ve sorumlulukların bilgili ve yeterli yöneticilerle personele verilmesi, belirlenmiş standartlara uyulmasının sağlanması, mevzuata aykırı faaliyetlerin önlenmesi ve kapsamlı bir yönetim anlayışı ile uygun bir çalışma ortamının ve saydamlığın sağlanması bakımından görev, yetki ve sorumlulukları göz önünde bulundurarak gerekli önlemleri almak (5018  sayılı Kanun /md:57),

- İç kontrol güvence beyanını düzenleyerek idare faaliyet raporuna eklemek (İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esaslar),

- İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esaslarda belirlenen mali karar ve işlemlerin dışında kalan mali karar ve işlemlerin de mali hizmetler birimince ön mali kontrole tabi tutulmasına yönelik olarak yapılacak düzenlemeleri onaylamak, (İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esaslar, Strateji Geliştirme Birimlerinin Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik),

- 5018 sayılı Kanuna ve Maliye Bakanlığınca belirlenen standartlara aykırı olmamak şartıyla strateji geliştirme birimi tarafından her türlü yöntem, süreç ve özellikli işlemlere ilişkin olarak hazırlanan standartları onaylamak (Strateji Geliştirme Birimlerinin Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik)

- Harcama yetkililerinin talebi üzerine harcama birimlerinin bazı mali işlemlerinin destek hizmetlerini yürüten birim tarafından yerine getirilmesine onay vermek (2 seri no’lu Harcama Yetkilileri Hakkında Genel Tebliğ) ,

- İdaresindeki iç denetçi sayısının beşten fazla olması halinde iç denetçiler arasından birini koordinasyonu sağlamakla görevlendirmek (İç Denetçilerin Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik),

- İç denetim birimi tarafından İç Denetçilerin Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik dikkate alınarak hazırlanan yönerge ve değişikliklerini onaylamak (İç Denetçilerin Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik),

- İç denetçilerin program kapsamında ve program dışı iç denetim görevlendirmelerini yapmak (İç Denetçilerin Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik),

- Sertifika derecelendirmesine ilişkin puanlamayı koordinasyonu sağlamakla görevli iç denetçinin teklifi üzerine, görevlendirme yapılmamışsa doğrudan yapmak (İç Denetçilerin Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik),

- İç denetçilerin mesleki yönden gelişmesi, yenilikleri izlemesi ve çalışma isteklerinin artması için gerekli tedbirleri almak (İç Denetçilerin Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik),

- İdare için belirlenen risklerden kabul edilemeyecek olanların denetim programına alınmasını onaylamak (İç Denetçilerin Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik),

- İdare bütçesinin gelirli ödenek kaydı, gelir fazlası karşılığı ödenek kaydı ve likit karşılığı ödenek kaydı işlemlerinin gerçekleştirilmesini sağlamak ( 4 No’ lu Bütçe Uygulama Tebliği)

- Alım,satım kiralama gibi harcama birimlerince yerine getirilmesi gereken  hizmetlerin idarelerin destek hizmetlerini yürüten birimce yürütülmesini sağlamak ( 5018 sayılı Kanun/madde 60)
(Analitik bütçe sınıflandırmasının üç ve dördüncü düzeyinde ödenek tahsis edilen birimlerin, kendi birimlerinin ihtiyaçlarını gidermesi, bunlarla ilgili mali işlemleri de yürütmesi gerekmektedir. Bu çerçevede Kanunun 60 ıncı maddesinde de belirtildiği üzere, alım, satım, yapım, kiralama, kiraya verme, bakım-onarım ve benzeri malî işlemlerden; idarenin tamamını ilgilendirenler destek hizmetlerini yürüten birim, sadece harcama birimlerini ilgilendirenler ise harcama birimleri tarafından gerçekleştirilir. Ancak, ilgili harcama birimlerinde belirtilen işleri yapacak nitelikte personel bulunmaması veya personelin hiç olmaması nedenleriyle, harcama yetkililiği görevi uhdesinde kalmak şartıyla, harcama birimlerinin talebi ve üst yöneticinin onayıyla bu işlemler destek hizmetlerini yürüten birim tarafından yapılabilir.)

Sonuç

5018 sayılı Kanunla birlikte mali sistemimizde eskiden olduğu gibi  yerlerini alan Bakanlar ile üst yöneticiler, eski kanundan farklı olarak kamu mali yönetim ve kontrol sistemimizde doğrudan yer almamışlar, tabiri caizse harcama sürecinin dışında tutulmuşlardır. Bu anlamda yukarıda da bahsedildiği üzere bakanların siyasi sorumluğu, üst yöneticilerin de idari sorumlukları ön plana çıkmaktadır.Anılan görevlilerden bakanların mali sorumluluk anlamında doğrudan veya dolaylı olarak sorumluluğu söz konusu değildir. Ancak üst yöneticilerin mali sorumluluklarıyla ilgili olarak 14.6.2007 tarih ve 5189/1 sayılı Sayıştay Genel Kurul Kararında da belirtildiği üzere, üst yöneticilerin özel Kanunlardan doğan Sayıştaya karşı mali sorumlulukları olabileceği gibi, münferit bir olayda sorumluluklarına hükmedilmeleri de gerekebilir. Bu husus, meselenin Sayıştay yargısında görüşülmesi sırasında hükme bağlanacak bir konudur. Dolayısıyla bir genelleme yaparak üst yöneticilerin, işlemlerin hukuka uygun olarak yürütülmesinden sorumlu olacakları ya da olmayacakları yönünde bir görüş belirtilmesi uygun bulunmamaktadır.
 

 

   

   
© H.Bayram ÇOLAK