Kullanıcı Oyu:  / 0
En KötüEn İyi 

DIŞ DENETİM BİRİMİ OLARAK SAYIŞTAYIN YENİ KAMU MALİ SİSTEMDEKİ YERİ*

GİRİŞ

Dış denetim, ilgili kurum veya kuruluşun fonksiyonel ve örgütsel hiyerarşisi ile ilgisi bulunmayan ve onun dışında kalan kişi veya kuruluşlarca yapılan faaliyettir. Kamu idarelerinin denetimi açısından bu faaliyet, ülkemizde Sayıştay Başkanlığı tarafından yerine getirilmektedir. Sayıştay TBMM adına denetim yapmakla birlikte,  onunla organik bağı olmayan görev ve yetkileri Anayasada düzenlenmiş bir organdır.

YASAL DÜZENLEMELER

Anayasanın 160 ıncı maddesine göre, Sayıştay, “merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki kamu idareleri ile sosyal güvenlik kurumlarının bütün gelir ve giderleri ile mallarını Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetlemek ve sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlamak ve kanunlarla verilen inceleme, denetleme ve hükme bağlama işlerini yapmakla görevlidir. Sayıştayın kesin hükümleri hakkında ilgililer yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir kereye mahsus olmak üzere karar düzeltilmesi isteminde bulunabilirler. Bu kararlar dolayısıyla idari yargı yoluna başvurulamaz.
 
Vergi, benzeri mali yükümlülükler ve ödevler hakkında Danıştay ile Sayıştay kararları arasındaki uyuşmazlıklarda Danıştay kararları esas alınır.
 
        (Ek fıkra: 29/10/2005-5428 S.K./2.mad) Mahalli idarelerin hesap ve işlemlerinin denetimi ve kesin hükme bağlanması Sayıştay tarafından yapılır.
 
  Sayıştayın kuruluşu, işleyişi, denetim usulleri, mensuplarının nitelikleri, atanmaları, ödev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri ve diğer özlük işleri, Başkan ve üyelerinin teminatı kanunla düzenlenir.”

  832 sayılı Sayıştay Kanununun 1 nci maddesine göre de ,” Sayıştay, genel ve katma bütçeli dairelerin gelir ve giderleri ile mallarını Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetlemek ve sorumluların hesap ve işlemlerini yargılama yoluyla kesin hükme bağlamak ve kanunlarla verilen inceleme, denetleme ve hükme bağlama işlerini yapmakla görevlidir.”

  5018 sayılı Kanunun 68 inci maddesinde de Sayıştay ile ilgili olarak, “ Sayıştay tarafından yapılacak harcama sonrası dış denetimin amacı, genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin hesap verme sorumluluğu çerçevesinde, yönetimin mali faaliyet, karar ve işlemlerinin; kanunlara, kurumsal amaç, hedef ve planlara uygunluk yönünden incelenmesi ve sonuçlarının Türkiye Büyük Millet Meclisine raporlanmasıdır.
 
  Dış denetim, genel kabul görmüş uluslararası denetim standartları dikkate alınarak;
 
a) Kamu idaresi hesapları ve bunlara ilişkin belgeler esas alınarak, mali tabloların güvenilirliği ve doğruluğuna ilişkin mali denetimi ile kamu idarelerinin gelir, gider ve mallarına ilişkin mali işlemlerinin kanunlara ve diğer hukuki düzenlemelere uygun olup olmadığının tespiti,
 
b) Kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli olarak kullanılıp kullanılmadığının belirlenmesi, faaliyet sonuçlarının ölçülmesi ve performans bakımından değerlendirilmesi,
 
Suretiyle gerçekleştirilir.
 
Dış denetim sırasında, kamu idarelerinin iç denetçileri tarafından düzenlenen raporlar, talep edilmesi halinde Sayıştay denetçilerinin bilgisine sunulur.
 
Denetimler sonucunda; ikinci fıkranın (a) ve (b) bentlerinde belirtilen hususlarda düzenlenen raporlar, idareler itibarıyla konsolide edilir ve bir örneği ilgili kamu idaresine verilerek üst yönetici tarafından cevaplandırılır. Sayıştay, denetim raporları ve bunlara verilen cevapları dikkate alarak düzenleyeceği dış denetim genel değerlendirme raporunu Türkiye Büyük Millet Meclisine sunar.
 
Sayıştay tarafından hesapların hükme bağlanması; genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin gelir, gider ve mal hesapları ile bu hesaplarla ilgili işlemlerinin yasal düzenlemelere uygun olup olmadığına karar verilmesidir.
 
Dış denetim ve hesapların hükme bağlanmasına ilişkin diğer hususlar ilgili kanununda düzenlenir” hükümlerine yer verilmektedir.

     SAYIŞTAYIN YENİ MALİ YAPIDAKİ YERİ NE İFADE EDİYOR

Yukarıda yer alan düzenlemeler incelendiğinde, gerek Anayasa gerekse Sayıştay Kanununa göre sorumluların hesap ve işlemlerinin kesin hükme bağlanmasından bahsedilirken 5018 sayılı Kanunda hesapların hükme bağlanmasından söz edilmektedir.

1050 sayılı Kanunu yürürlükten kaldırarak kamu mali yönetim sistemimizde ciddi düzenlemeler öngören 5018 sayılı Kanun, Sayıştayın görev ve fonksiyonları üzerinde önemli ve ciddi düzenlemeler öngörmektedir. Yeni Kanunun öngördüğü yeni mali yönetim ve kontrol anlayışının yerleşmesi bakımından Sayıştayın denetim ve hesap yargısı fonksiyonlarının etkin olarak işletilmesi önem taşımaktadır.

Ancak Kanunun 68 inci madde hükmü incelendiğinde, Anayasa ve mevcut Sayıştay Kanunundan farklı olarak birtakım hususlar göze çarpmaktadır. Maddenin vurguladığı hususları kısaca aşağıda anlatıldığı üzere özetlemek mümkündür:

1- 5018 sayılı Kanun, kamu dairelerinin dış denetimini Sayıştaya vermektedir. Kamu yönetiminin yeniden yapılandırılması amacıyla uluslar arası gelişmelere de uygun olarak dış denetim ve Sayıştayın konumu güçlendirilmekte, etkinlik ve yetkileri artırılmaktadır. Yapılan düzenleme ile Sayıştayın denetimi dışında kalan idare ve harcamaların sayısında  azalma olmuştur. Sayıştayın denetim gücü arttırılarak idarelerin ve personelin etkinliğini, verimliliğini ölçmeye yönelik olarak performans denetimine geçilmesi öngörülmüştür. Ancak teorik olarak genel yönetim kapsamında olması gereken ve önemli ölçüde kamu kaynağı kullanan TOKİ, TRT, TMSF, Milli Piyango İdaresi gibi bazı kuruluşların 5018 sayılı Kanun kapsamı dışına çıkarılması, bu kuruluşların Sayıştay denetimi dışında kalmalarına yol açmıştır. Bu durum dış denetim açısından önemli bir sakıncayı oluşturmuştur. Diğer bir husus da dış denetimin Sayıştayca yapılacağı şeklindeki açık hükme rağmen, özel bütçeli idareler kapsamına alınan bazı idarelerin, kendi özel mevzuatlarından kaynaklanan hükümlerle eski alışkanlıklarına devam ederek oluşturdukları 2-3 kişilik denetim kurulu marifetiyle dış denetim yaptırmaya devam etmeleridir. Görüşümüze göre, 5018 sayılı kanunun 68 inci maddesiyle bu kurullarca gerçekleştirilen dış denetim faaliyeti, 01.01.2006 tarihi itibariyle hükümsüz hale gelmiştir. Kanuna aykırı olarak devam eden bu fiili durumun en kısa zamand ortadan kaldırılması gerekmektedir.

Yeni sistemde kamu kaynağı kullanan, Devlet parası kullanan birimlerin neredeyse tamamının Sayıştayın denetimi altına alınması, uluslararası uygulamalara ve  gelişmelere uygun bir yaklaşım olmakla birlikte  belirtilen fonksiyonun icra edilmesi ve istenilen hedeflerin gerçekleşmesi için    Sayıştaya büyük görevler ve sorumluluklar düştüğünün de bilinmesi, dış denetimin  Sayıştay tarafından hakkıyla yerine getirilmesi gerektiği de  unutulmamalıdır.

2- 5018 sayılı Kanunla Sayıştayın ön denetim yetkisi kaldırılmıştır. Tıpkı 1050 sayılı Kanun hükümlerine göre gerçekleştirilen harcamalarda taahhüt ve sözleşme tasarılarının vizesi veya saymanlar tarafından yerine getirilen mevzuat denetimi gibi Maliye Bakanlığının üstlendiği görevlerin yeni Kanunla kamu idarelerinin mali hizmetler birimine bırakılmasında olduğu gibi, Sayıştayın harcama öncesi ön denetim olarak nitelendirilen  832 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinde ifadesini bulan  “Sayıştay'ın denetimine tabi daire ve kurumlarca harcamaya ilişkin olarak yapılan sözleşmelerle her türlü bağıtlar tescile, genel ve katma bütçeli dairelerin kadro ve ödenek dağıtım işlemleri önceden vizeye tabidir. Sözleşmeler ile bağıtların, dayanakları ile birlikte, bağıt tarihinden itibaren üç gün içinde Sayıştay'a gönderilmeleri zorunludur. Bu sözleşme ve bağıtlar Sayıştay'ca tescil edilmedikçe uygulanamaz.” sözleşme ve bağıtların Sayıştay tarafından tescile tabi tutulması ile kadro ve ödeneklerin vizeye tabi tutulması yetkisi de, harcama sürecini hızlandırmak ve mali yönetimde yönetsel sorumluluk anlayışını oturtmak amacıyla kaldırılmıştır.

Harcama sürecini hızlandırmak ve harcama birimlerinin ağırlığını artırmak amacıyla, Sayıştayın ve Maliye Bakanlığının ön denetim yetkisinin kaldırılması olumlu gözükse bile uygulamada ciddi sıkıntıları da beraberinde getirecek düzenlemeler niteliğindedir. Kanunun öngördüğü iç kontrol müessesesinin etkinliği ve yerindeliği görülmeden Sayıştayın ve Maliye Bakanlığının yetkilerinin kaldırılması ileride ciddi problemlere de yol açabilecektir. Belki de bu konuda yapılması gereken şey öndenetim yetkisinin bir anda değil de kademeli olarak kaldırılması olmalıydı

Yeni sistemde ise bu tür denetimler (Harcama öncesinde Maliye Bakanlığı ve Sayıştay tarafından yerine getirilen kontroller),iç kontrol faaliyetinin bir unsuru olarak değerlendirilmekte ve ilgili kamu idarelerince yerine getirilmesi öngörülmektedir.

3- 5018 sayılı Kanunla birlikte Sayıştay rapor eden bir birim haline getirilmektedir. Kanunun anılan hükmü dikkatlice incelendiğinde hesapları kesin hükme bağlayan Sayıştay, elde ettikleri sonuçları bir rapor ile TBMM ne bildirmek durumundadır. Yani burada Anayasa ve Sayıştay Kanunundan farklı olarak, sorumluların hesap ve işlemlerinin kesin hükme bağlanması, tahsil edilmesi gereken tutarların ilgililerinden sorgu ve devamı çıkan ilamlarla tahsil edilmesi düzenlenmemiş, sadece bu konudaki tespitleri içeren hususların bir raporla TBMM ne bildirilmesi öngörülmüştür.
   
         4- Kanunun 68 inci maddesiyle getirilen diğer önemli yenilik ise, dış denetim çerçevesinde Sayıştaya yasal uygunluk denetimi yanında performans denetimi de yapma yetkisinin verilmesidir. Çağdaş kamu yönetiminin iyileştirilmesi bağlamında performans  denetiminin amaçları önem taşımaktadır.

SONUÇ

Yukarıda yer alan düzenlemelerden de fark edileceği üzere Sayıştayın görev ve yetkileri konusunda tam da bir fikir birlikteliği söz konusu değildir. Anayasa ve 832 sayılı Sayıştay Kanununa göre önemli yetkilere haiz bir organ olarak gözüken Sayıştay, 5018 sayılı Kanunla birlikte bir ölçüde fonksiyonlarını kaybetmiş gözükmektedir. Sorun 5018 sayılı Kanuna uygun olarak Sayıştay Kanununun kabul edilmemesidir. Söz konusu tartışmalar yeni Sayıştay Kanununun kabulüyle birlikte önemli ölçüde azalacak gibi gözükmektedir.

 

 

* Yaklaşım Dergisinin Mayıs-2008 (E-yaklaşım) sayısında yayınlanmıştır. http://www.yaklasim.com

 

   

   
© H.Bayram ÇOLAK