Kullanıcı Oyu:  / 0
En KötüEn İyi 

KAMU ÇALIŞANLARINA BANKA PROMOSYONU TEŞVİĞİ VE VERGİLEME(ME!) PERSPEKTİFİ


Yazar: MustafaÇOLAK (*)
Yaklaşım Dergisi /Eylül 2007 / Sayı: 177
 
 
I- GİRİŞ
Bilindiği üzere, 2007/12069 sayılı BKK ile belirli bir mevduat veya katılım fonu bakiyesinin bankada tutulması zorunluluğunun bulunmaması kaydıyla maaş ödeme ve/veya belirli hizmetlerin sunulması kapsamında yapılan protokoller uyarınca anlaşma yapılan kurumlara ve/veya kurum çalışanlarına sağlanacak ayni veya nakdi menfaatlerin bankalarca mevduata faiz dışında, katılma hesaplarına ise kâr payı dışında sağlanan bir menfaat anlamına gelmeyeceği ile kararlaştırılmıştır.
Bu anlamda, artık mevduat faizi/kâr payı olarak nitelendirilmesi mümkün olmayan kurumların çalışanlarına banka promosyonu adı altında sağlanacak menfaatlerle ilgili olarak Başbakanlıktan yayımlanan Genelge ile düzenlemenin ayrıntıları belirlenmiş ve ortak bir anlayışın yerleştirilmesine yönelik yol haritası ortaya konulmuştur.
Yazımızda, yüz binlerce kamu çalışanını ilgilendiren ve ötesinde özel sektör çalışanları açısından da model olabilecek banka promosyonlarının dağıtımı usul ve esasları ile kritik vergilendirilme alternatifleri üzerine açıklamalarda bulunulacaktır.
 
II- BANKA PROMOSYONU NEDİR?
A- BANKACILIK UYGULAMASI
5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nda mevduat, yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında, istendiğinde ya da belli bir vadede geri ödenmek üzere kabul edilen para şeklinde tanımlanmış, Bakanlar Kurulu’nun, bankaların ödünç para verme işlemleri ve mevduat kabulünde uygulanacak azamî faiz oranlarını, katılma hesaplarında kâr ve zarara katılma oranlarını, özel cari hesaplar dâhil bu maddede belirtilen işlemlerde sağlanacak diğer menfaatlerin nitelikleri ile azamî miktar ya da oranlarını tespit etmeye, bunları kısmen veya tamamen serbest bırakmaya yetkili olduğu ve bu yetkilerini Merkez Bankası’na devredebileceği hükme bağlanmıştır.
Bu kapsamda son olarak BK’ca çıkarılan 2007/12069 sayılı Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları İle Özel Cari Hesaplar Dahil Bu İşlemlerde Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar ile 16.10.2006 tarihli ve 2006/11188 sayılı Kararname’nin eki Karar’ın 4. maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Mevduata faiz dışında, katılma hesaplarına ise kâr payı dışında menfaat temin edilemez. Mevduat ve katılım fonu sahipleri lehine verilecek özel sigorta teminatı ve operasyonel işlemlerin tamamlanması için gereken tutarın ödemeden önce belirli bir hesaba yatırılması haricinde belirli bir mevduat veya katılım fonu bakiyesinin bankada tutulması zorunluluğunun bulunmaması kaydıyla maaş ödeme ve/veya belirli hizmetlerin sunulması kapsamında yapılan protokoller uyarınca anlaşma yapılan kurumlara ve/veya kurum çalışanlarına sağlanacak ayni veya nakdi menfaatler bu düzenlemenin dışındadır.”
Dolayısı ile bankalar ile özel veya resmi kurumlarla yapılan anlaşmalar gereği sağlanacak ayni veya nakdi menfaatler mevduat faizi/kâr payı olarak nitelendirilmeyecek ve ötesinde bankaların mevduat faizi/ kâr payı dışında menfaat sağlama yasağı kapsamında da mütalaa edilemeyeceklerdir.

B- VERGİ KANUNLARI UYGULAMASI
1- Gelir Vergisi Açısından
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 75. maddesinde sahibinin ticari, zirai veya mesleki faaliyeti dışında nakdi sermaye veya para ile temsil edilen değerlerden müteşekkül sermaye dolayısıyla elde ettiği kâr payı, faiz, kira ve benzeri iratların menkul sermaye iradı olduğu, kaynağı ne olursa olsun, mevduat faizlerinin de (Bankalara, bankerlere, tasarruf sandıklarına, tevdiat kabul eden diğer müesseselere yatırılan vadeli, vadesiz paralara ödenen faizler, bunlar dışında kalan kişi ve kuruluşlardan devamlı olarak para toplama işi ile uğraşanların her ne şekil ve ad altında olursa olsun toplanan paralara sağladıkları gelirler ve menfaatler ile bankalar ve 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’na göre kurulan aracı kurumlar arasındaki borsa para piyasasında değerlendirilen paralara ödenen faizler de mevduat faizi sayılır.) menkul sermaye iradı sayılacağı ifade edilmiştir.
Yukarıda belirtilen BKK çerçevesinde anlaşma yapılan kurum çalışanlarına sağlanan menfaatlerin, mevduata veya katılma hesaplarına sağlanan faiz veya kâr payı kapsamında değerlendirilmeyeceği açıklandığından bu anlamda gelir vergisi boyutuyla söz konusu ödemelerin menkul sermaye iradı tanımı içerisinde değerlendirilmesi mümkün olamayacaktır.
2- Veraset ve İntikal Vergisi Açısından
7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu’na göre, Türkiye Cumhuriyeti tabiiyetinde bulunan şahıslara ait mallar ile Türkiye’de bulunan malların veraset tarikiyle veya herhangi bir suretle olursa olsun ivazsız bir tarzda bir şahıstan diğer şahsa intikali veraset ve intikal vergisine tabidir.
Veraset tarikiyle veya sair suretle ivazsız bir tarzda mal iktisab edenler, iktisap ettikleri malları, futbol müsabakaları ve at yarışları üzerine müşterek bahis düzenleyenler ile yarışma ve çekilişi düzenleyen gerçek ve tüzel kişiler ikramiye kazananların ikramiyelerinden kesilen vergileri, bir beyanname ile bildirmeye mecburdurlar.
Öte yandan Kanun’da geçen, “İvaz” sözlük anlamında “karşılık” deyimini ifade etmekle beraber, “eda” veya “edim” olarak da kullanılmaktadır.
İvazlarına göre, hukuki muameleler “ivazlı hukuki muameleler” ve “ivazsız hukuki muameleler” biçiminde bir ayırma tabi tutulabilirler.
Bir kimsenin edindiği istifadeye karşı, bir yükümlülük altına girmediği muameleler, “ivazsız hukuki muameleler”dir.
Aksine bir kimsenin edindiği istifadeye karşı, bir yükümlülük altına girdiği hukuki muameleler ise “ivazlı hukuki muameleler”dir (1).
Bu kapsamda, çalışanların yapılan anlaşma kapsamında bankaya karşı bireysel olarak bir yükümlülüğe girmedikleri, kendilerine karşı bir edim veya edanın talep edilmediği, kaldı ki ücretlerinin ödenmesinde bir banka komisyonu talep edilmediği gibi geç veya eksik ödemenin söz konusu olamayacağı bir ortamda ticari veya Borçlar Kanunu kapsamında bir ilişkinin varlığından söz edilemeyecektir. Nihayetinde sağlanan menfaatin bireysel düzlemde ivazsız intikal olarak değerlendirilmesi yerinde bir yaklaşım tarzı olacaktır.
 
III- BANKA PROMOSYONUNUN TESPİT VE DAĞITIM İLKELERİ
Genel olarak hukuki boyutuyla ortaya konulmaya çalışılan banka promosyonları hakkında, Başbakanlık tarafından yayımlanan 2007/21 no.lu Genelge ile aylık ve ücretlerin bankadan ödenmesi sürecinde bankalarla büyük oranlarda fon plase eden kamu kurumları ile yapılan protokollerde adı ne olursa olsun sağlanan menfaatlerin tespit ve dağıtımındaki farklı uygulamaların disipline edilmesi amaçlanmakta ve genel ilkeler getirilmektedir.
Bu açıdan bakıldığında anılan Genelge ile kısaca izleyen başlıkların ön plana çıktığı görülmektedir:
- Kamu görevlilerinin aylık ve ücretlerinin Maliye Bakanlığı’nca belirtilen esas ve usuller çerçevesinde bankalar vasıtasıyla ödenmesine devam edilecektir.
- Aylık ve ücretlerin hangi banka aracılığı ile ödeneceği, oluşturulacak üç kişilik bir komisyon tarafından istekli bankalardan teklif alınmak suretiyle tespit edilecektir. Komisyon, kamu kurum ve kuruluşlarının ilgili biriminin harcama yetkilisinin başkanlığında söz konusu birimde görev yapan toplam personelin en az % 10’unun sendikalı olması halinde yetkili sendikadan bir üye ile merkez teşkilatında üst yönetici; taşra teşkilatında ise o birimin bağlı bulunduğu bir üst amir tarafından ilgili birimde görev yapanlar arasından seçilecek bir üyeden oluşacaktır. Yetkili sendikadan üye bulunmadığı durumlarda üçüncü üye ilgili birimde görev yapan personel arasından harcama yetkilisi tarafından seçilecektir. Protokol, komisyon tarafından belirlenen banka ile harcama yetkilisi tarafından imzalanacaktır.
- Birden fazla birimin aylık ve ücretlerinin birlikte ödenmesi talebinde bulunmaları halinde merkezde üst yönetici, taşrada ise söz konusu birimlerin bağlı bulunduğu bir üst amir tarafından görevlendirilecek ilgili harcama yetkililerinden birinin başkanlığında oluşturulacak üç kişilik bir komisyon tarafından aylık ve ücretlerin ödeneceği banka yukarıdaki esaslara göre tespit edilecektir. Bu şekilde oluşturulacak komisyona ilgili birimlerdeki yetkili sendikalardan bu birimlerin tamamı itibarıyla en fazla üyeye sahip olan sendikadan üye alınacaktır.
- Bankalar ile yapılacak protokollerin süresi iki yıldan az beş yıldan çok olmayacaktır.
- Yapılan protokoller uyarınca, banka tarafından verilecek promosyon miktarının tamamının personele dağıtılması genel ilke olarak benimsenmekle birlikte, toplam miktarın üçte birini geçmemek üzere Komisyonca belirlenecek tutar, birim personelinin ihtiyaçları doğrultusunda kullanılmak üzere ayrılabilecektir. Bu tutarlar, merkez teşkilatında üst yönetici, taşra teşkilatında ise o birimin bağlı bulunduğu bir üst amir tarafından belirlenecek esas ve usuller çerçevesinde kullanılacaktır. Yapılacak harcamaların birimin faaliyetlerini sürdürmesi için gerekli ve zaruri harcamaları ihtiva etmesi; çalışma ortamlarının iyileştirilmesi, işyerlerinde verim ve çalışanların memnuniyeti ile sunulan hizmetin kalitesini artırıcı amaçlarla ortak kullanım alanları için sarf edilmesi zorunludur. Bu tutarların belirlenen amaçlar dışında kullanılmasına kesinlikle müsaade edilmeyecek ve yıl içinde yapılan harcamalar merkez teşkilatında üst yönetici, taşra teşkilatında ise o birimin bağlı bulunduğu bir üst amir tarafından denetlettirilecektir.
- Dağıtılacak promosyonlar, ilgili banka tarafından personel adına açılan hesaba her personel için eşit tutarlarda aktarılmak suretiyle altı aylık periyotlarla ödenecektir.
 
IV- BANKA PROMOSYONLARINDA VERGİLEME PERSPEKTİFİ
Önceki bölümlerde belirtilen açıklamalar çerçevesinde bankalarca kurumları aracılığıyla çalışanlara sağlanan menfaat vergi kanunları açısından ivazsız intikal olarak değerlendirilecektir. Tanım bu şekilde net olarak ortaya koyulduktan sonra sağlanan menfaatlerin vergileme ilkelerinin belirlenmesi gerekecektir.
Bilindiği üzere, veraset ve intikal vergisi artan oranlı olarak dizayn edilen (%1 ila %30 arasında değişen) nispetler üzerinden alınır. Belirlenen nispetlerin uygulanmasından önce anılan Kanun’un 4. maddesinde saptanan istisna tutarlarının düşülmesi sonucu (ivazsız intikaller bakımından geçerli istisna tutarı, 01.01.2007’den itibaren 38 Seri No.lu VİVK GT ile 2.068 YTL) kalan miktarlar vergilemeye esas alınmaktadır.
Bir şahsa ana, baba eş ve çocuklarından (evlatlıktan evlat edinenlere yapılan ivazsız intikaller hariç) ivazsız mal intikali halinde vergi, ivazsız intikallere ilişkin tarifede yer alan oranların yarısı uygulanarak hesaplanır.
Futbol müsabakalarına ve at yarışlarına ait müşterek bahislerle gerçek ve tüzel kişilerce düzenlenen yarışma ve çekilişlerde kazanılan ikramiyelerde oran yüzde 10 olarak uygulanır. İkramiyenin ayni olarak ödenmesi halinde, fatura değeri esas alınır
Öte yandan bir güvenlik ve teminat mekanizması olarak, Amme idare ve müesseseleri, bankalar, bankerler, kasa kiralayanlar, sigorta şirketleri, sair şirket ve müesseseler, mahkemeler ve icra dairelerinde veraset ve intikal vergisinin konusuna giren para ve senedi bulunan istihkak sahiplerinin, bunlar üzerinde tasarrufta bulunabilmeleri için, öncelikle bu para ve senetlere isabet eden veraset ve intikal vergisinin ödenmiş olduğuna dair bir belgeyi ilgili kuruluşa ibraz etmeleri gerekmektedir.
Vergi dairelerince bu belgenin verilebilmesi için, mükellefler tarafından veraset ve intikal vergisi beyannamesinin verilmiş olması, belge istenilen para ve senetlerin bu beyannamede gösterilmiş bulunması ve tahakkuk eden vergiden para ve senede isabet eden tutar ile vadesi geçmiş taksitlerin ödenmiş olması gerekir.
İlgili kuruluşlara belge ibraz etmeyen hak sahiplerinin istihkaklarından sayılan bu kuruluşlarca veraset yoluyla intikallerde %5, ivazsız intikallerde ise %15 oranında vergi karşılığı tevkifat yapıldıktan sonra kalan tutarlar alınabilecektir.
Tevkifat yapılmaksızın teminat gösterilmesi suretiyle bu müesseselerde bulunan para veya diğer kıymetlerin serbest bırakılması mümkün değildir.
Teminat olarak tevkif edilen bu vergiler bilahare beyanname üzeriden hesaplanarak tahakkuk edecek vergi borçlarına mahsup edilecek, mahsup sonrası kalan tutarların ise iade edilmesi süreci işletilecektir.
İşbu yazımızda işlenen konu, banka promosyonlarının personel arasında eşit olarak 6 aylık dönemler dahilinde ödenecek olması halinde anlaşma tarafı bankaların olması gerektiği düşünülen hareket tarzlarını temel olarak şu şekilde tasnif edebiliriz:

A- VERGİ DAİRESİNDEN TASDİKNAME TALEBİ
Ödenen tutarların istisna tutarları içinde kalıp kalmadığının tespit edilerek istisna tutarlarına kadar teminat olarak vergi kesintisi yapmaksızın çalışanların banka hesaplarına promosyon tutarlarının aktarılmasının temini için ilgili vergi idaresinden alınacak kanuni terimi ile tasdikname veya aktarılacak promosyon tutarının istisna tutarı altında kaldığı gerekçesiyle verecekleri bir nevi ilişiksiz belgesi veya beyanname vermelerine gerek olmadıklarına dair yazının anlaşma tarafı bankalar tarafından talep edilmesi yerinde olacaktır. Aksi halde binlerce bireysel talep ve dolayısıyla binlerce tasdikname verilmesi gerekecektir. Alınan yazı veya tasdikname neticesinde vergi ilişiği bulunmayan bu tutarların çalışanların banka hesaplarına aktarımı işlemi sorunsuz gerçekleştirilebilecektir.

B- TASDİKNAME İBRAZ EDİLMEMESİ
İlgili çalışan tarafından istisna tutarlarını aşan promosyon tutarlarının veraset ve intikal vergisi beyannamesinde gösterilmiş bulunması ve tahakkuk eden verginin vadesi geçmiş taksitlerinin ödenmiş olması şartlarına uyulmaksızın söz konusu tutarların talebi (veya anlaşmalar gereği hesaplara intikalinin zorunlu kılınması) halinde teminat olarak %15 verginin kesilip artan tutarın ilgililerin banka hesaplarına aktarılması sağlanacaktır.
Bilahare ivazsız intikal sahibinin promosyonların hukuken iktisa-bedildiği tarihi takibeden bir ay içinde beyannamesini vermesi ve verginin tahakkukundan itibaren (3) yılda ve her yıl Mayıs ve Kasım aylarında olmak üzere iki eşit taksitte veraset ve intikal vergisini ödenmesi gerekecektir. Tabi ki teminat olarak kesilen bahse konu tevkifat tutarlarının vadesi gelen taksit tutarlarından mahsup yoluyla geri alınacağı ise izahtan varestedir.
 
V- SONUÇ
Yıllardır devam eden ve ilk olarak tarafımızdan rapor edilen banka promosyonları için genel bir düzenlemenin yapılmış olması, kurumlar arası dağınık ve haksız uygulaması sona erdirecek ve çalışanların bugüne kadar belki de farkında olmadıkları küçük de olsa bir mali menfaatten faydalanmaları uygulanabilir hale gelmiş olacaktır.
Şeffaflık ve saydamlık kamu yönetiminin genel ilkeleri dahilinde çalışanların kendi ücret ve aylıkları üzerinde tasarrufta bulunan kamu idarelerinin, çalışanlarına maximum faydayı getirecek uygulanabilir, avantajlı ve kabul edilebilir protokol yapabilecekleri en uygun bankayı bulmaları noktasında sarfetmeleri gereken önemli bir rol olacaktır. Aksi halde bu noktada yapılacak hatalar tamamen alınacak promosyondan öte neden daha yüksek menfaat temin edecek bankanın tespit edilemediği sürecinde tartışmaları veya yolsuzluk iddialarını beraberinde getirebilecektir. Belki de kurumların, demokratik ve ötesinde şeffaf yönetim anlayışının toplumsal düzlemde içselleştirilmesi çabaların artmaya başladığı şu dönemde, bilgi eksikliği ve karmaşasına yol açmadan bu süreci kendi çalışanları ile doğrudan paylaşmalarının en doğal ve etkin bir yöntem olabileceği değerlendirilmektedir.
 
________________________________________
*   Maliye Bakanlığı, Daire Başkanı
(1) Tanımlar, İstanbul VDB Muktezası’ndan alınmıştır.
 

 

   

   
© H.Bayram ÇOLAK