Kullanıcı Oyu:  / 0
En KötüEn İyi 

DAMGA VERGİSİNDE “BELLİ PARA” BELİRSİZLİĞİ VE MÜKERRER VERGİLEME SORUNU

 
Yazar: MustafaÇOLAK (*)
Yaklaşım Dergisi / Nisan 2007 / Sayı: 172
 
 
I- GİRİŞ
Bilindiği üzere, Damga Vergisi Kanunu’nun 1. maddesine göre, kağıtlar terimi, yazılıp imzalamak veya imza yerine geçen bir işaret konmak suretiyle düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan belgeler ile elektronik imza kullanılmak suretiyle manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgeleri ifade etmektedir.
Bu çerçevede imzalanmak veya işaret konulmak üzere tekemmül eden belgelerde damga vergisi açısından vergi alacağı doğmaktadır.  
Öte yandan anılan Kanun’un 10. maddesi gereği damga vergisinin nispi veya maktu olarak alınacağı, nispi vergide kâğıtların nev’i ve mahiyetlerine göre, bu kâğıtlarda yazılı belli paranın maktu vergide kâğıtların mahiyetlerinin esas alınacağı hükme bağlandığından kağıtlarda geçen belli para terimini açıklanması da büyük önem kazanmaktadır.
Nispi vergilemeye tabi tutulan kağıtlarda ayrıca verginin mükerrer olup olmadığı veya bu yönde bir değerlendirme yapılıp yapılmayacağı da bir sorun olarak karşımıza çıkabilmektedir.
 
II- BELLİ PARA TERİMİ
A- BELLİ PARA NEDİR?
Damga Vergisi Kanunu’nda belli para terimi, kağıtların ihtiva ettiği veya bunlarda yazılı rakamların edeceği parayı ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.
Bu tanımlamadan hareketle, belli paranın tayini, vergiye tabi düzenlenen belgelerde açıkça gösterilen işlem bedeli veya bu bedel doğrudan belirtilmemişse ilgili belgelerde gösterilen rakamların oluşturacağı veya bu rakamlardan yapılacak hesaplamalara göre bulunacak bedel şeklinde tespit edilebilecektir.
Özetle, bir taşıma sözleşmesinde taşıma bedeli 500,00 YTL olarak gösterilmişse bu bedel, açıkça bir belirleme yapılmamışsa ve sözleşmede taşıma işleminde 500 kg (X) malının, birim fiyatı 20,00 YTL ile taşınacağı belirtilmişse belli para, bu sözleşme için 500x20= 10.000,00 YTL olarak tekemmül edecektir (1).
Önemli olan, belli paranın hesaplanabileceği gerekli rakam veya bilgilerin açıkça sözleşmelerinde belirtilmesidir.

B- BELLİ PARA GÖSTERME MECBURİYETİ
Damga Vergisi Kanunu’na göre, cari hesap şeklinde açılan kredilerle her türlü ikrazata ait taahhütname ve mukavelenameler (İskonto ve iştira senetleri taahhütnamesi - Dispans - dahil) ve bunların temlik, yenileme, devir ve değiştirilmesine müteallik bütün kağıtlarda ve keza matlupların devir ve temlikine ilişkin mukavelename ve temliknamelerde ikraz veya temlik edilen para miktarının veya azami haddinin gösterilmesi mecburidir.
Gösterilmediği takdirde bu kağıtların her birinden alınması gereken damga vergisi ile cezası olayın meydana çıktığı tarihte, ilgili bulunduğu cari hesapta kayıtlı kredi veya ikrazat miktarına göre hesaplanır ve alınır.
Bu vergi ve cezanın ödenmesinde mukriz ve müstakrizlerle temlik eden ve adına temlik yapılan şahıslar ve müesseseler müteselsilen sorumludurlar.

C- BELLİ PARAYI KAPSAYAN HİZMET SÖZLEŞMELERİNDE DU-RUM
1- Belli Paranın Hesaplanması
488 sayılı Kanun’a ekli 1 sayılı tablonun “I-Akitlerle ilgili kağıtlar” başlıklı bölümü, “A-Belli parayı ihtiva eden kağıtlar” ve “B-Belli parayı ihtiva etmeyen kağıtlar” olarak ayrılmıştır.
Yapılan düzenleme ile 1 sayılı tablonun I/A fıkrasında sayılan kağıtlardan belli parayı ihtiva etmeyenler damga vergisinin konusu dışına çıkarıldığından, belli parayı ihtiva etmeyen mukavelenameler, taahhütnameler ve temliknameler, kira mukavelenameleri, kefalet, teminat ve rehin senetleri, fesihnameler damga vergisine tabi tutulmayacaktır. Ancak, tahkimnameler ve sulhnameler, belli parayı ihtiva etmeleri durumunda Kanun’a ekli 1 sayılı tablonun I/A-4 bendine göre nispi; belli parayı ihtiva etmemeleri durumunda ise aynı tablonun I/B fıkrasının ilgili pozisyonuna göre maktu damga vergisine tabi tutulacaklardır.
Diğer taraftan, aynı tablonun I/B-3 bendinde yer alan “Turizm işletmeleri ile seyahat acentelerinin aralarında düzenledikleri kontenjan sözleşmelerinin” belli parayı ihtiva edip etmediğine bakılmaksızın maktu vergiye tabi tutulması gerekmektedir.
Bu kapsamda, sözleşmelerden damga vergisi aranılabilmesi için, belli parayı ihtiva etmeleri
gerekmektedir.
Belli para ise yukarıda yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, hizmet sözleşmelerinde belirlenen tutarlar, tutarlar doğrudan belirtilmemişse yazılı rakamlardan yapılacak hesaplamalara göre bulunacak miktarların esas alınması gerekecektir.
A Kurumunda sözleşmeli personel olarak çalışan mühendis B’nin 2007 yılı hizmet sözleşmesinde alacağı aylık dönemsel ücret tutarının 1.000,00 YTL, geçerlilik döneminin ise 01.01.2007-31.12.2007 tarihleri arasında 12 aylık periyodu kapsadığı belirtilmişse sözleşme bedelinin;
= 12 x 1000
= 12.000,00 YTL olduğu noktasında şüphe olmayacaktır.
Dolayısı ile sözleşme bedeli üzerinden 12.000 x 0.0075=90,00 YTL damga vergisinin personelden tahsili sağlanacaktır.

2- Kamu Daireleriyle Kişiler Arasında Düzenlenen Kağıtlara İlişkin Damga Vergisinde Ödeme Sistemi
Genel bütçeli daireler ile kişiler arasında düzenlenen kağıtlara (ihale kararları hariç) ait damga vergisi, anılan dairece kağıdın mahiyeti ve nispi veya maktu vergi tutarını gösteren formüle edilmiş bir yazıyla, kişinin tabi olduğu ödeme usulüne bakılmaksızın, kişiler tarafından, kağıdın düzenlenmesinden önce peşin olarak, genel bütçeli idarelere hizmet veren saymanlıklara veya mükellefin gelir veya kurumlar vergisi yönünden bağlı olduğu vergi dairesine makbuz karşılığı ödenir. Ayrıca, verginin ödendiğine dair mükellefçe getirilecek makbuzun aslının ilgili iş kağıdına bağlanması, makbuzun onaylı bir örneğinin ilgiliye verilmesi ve düzenlenen makbuza da verginin hangi işe ve kağıda ait olduğuna dair bilginin yazılması gerekmektedir.

III- KİRA SÖZLEŞMELERİNDEKİ AYRICALIK
Damga Vergisi Kanunu’na ekli 1 sayılı Tablo’nun I. Akitlerle ilgili kağıtlar bölümünde kira mukavelenamelerinin, mukavele süresine göre kira bedeli üzerinden nispi damga vergisine tabi olduğu belirtilmektedir.
Dolayısı ile kira sözleşmeleri ile genel sözleşmeler arasında belli paranın hesap edilmesinde ihtilafların olabileceği değerlendirilmektedir.
Şöyle ki, hizmet sözleşmelerinde belli paranın hesaplanmasında I sayılı tabloda hizmet sözleşmesi süresine göre bedel üzerinden damga vergisi aranılacağına dair özel bir düzenlemeye yer verilmemişken, aynı mahiyette kira sözleşmelerinde ise açıkça mukavele süresine göre kira bedeli üzerinden nispi vergileme yapılacağı ifade edilmektedir. Genel prensip ve yaklaşım olarak, kanunda geçen belli para tanımından adı kira sözleşmesi de olsa kira süresi ile dönemsel kira tutarlarının çarpımı sonucu bulunacak tutar, damga vergisi matrahını oluşturacaksa ayrıca neden böyle bir özel düzenlemeye gerek duyulduğu açık bir nokta olarak karşımıza çıkmaktadır.
Sonuç olarak, kiralamalar için düzenlenen belgelerde belli paranın hesap edilmesinde, bedelin ayrıca ve özel olarak 1 sayılı tablo ile sözleşme süresi ile ilişkilendirilmesi, sistem bütünlüğü içerisinde mantıklı bir durum sergilememektedir. Aksi halde tüm sözleşmeler için aynı yöntemin izlenmesi iktiza eder.
 
IV- VERGİLEMEDE MÜKERRERLİK
A- VERGİNİN MÜKERRER OLMASI
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 117. maddesinde hesap hataları tanımlanmaktadır. Buna göre, hesap hataları şunlardır:
1- Matrah Hataları
Vergilendirme ile ilgili beyanname, tahakkuk fişi, ihbarname, tekalif cetveli ve kararlarda matraha ait rakamların veya indirimlerin eksik veya fazla gösterilmiş veya hesaplanmış olmasıdır.
2- Vergi Miktarında Hatalar
Vergi nispet ve tarifelerinin yanlış uygulanması, mahsupların yapılmamış veya yanlış yapılmış olması birinci bentte yazılı vesikalarda verginin eksik veya fazla hesaplanmış veya gösterilmiş olmasıdır.
3- Verginin Mükerrer Olması
Aynı vergi kanununun uygulanmasında belli bir vergilendirme dönemi için aynı matrah üzerinden bir defadan fazla vergi istenmesi veya alınmasıdır.
Konumuz açısından verginin mükerrerliği için;
- Aynı vergi kanunu uygulaması olmalıdır.
- Belli bir vergilendirme döneminde bu uygulama yapılmalıdır.
- Aynı matrah üzerinden birden fazla vergi alınmalıdır.
Yukarıda belirtilen şartların toplu olarak sağlandığı durumlarda, vergilemede mükerrerlikten bahsedilebilecektir.

B- DAMGA VERGİSİNDE MÜKERRERLİK VE BİR ÖRNEK
Damga Vergisi Kanunu uygulamasında da verginin mükerrerliği ile ilgili bazen sorunlar ortaya çıkabilmektedir.
Anılan Kanun tatbikatında, özellikle hizmet sözleşmesine bağlı çalıştırılan personelle ilgili kurum arasında yapılan sözleşmelerden, ihtiva ettikleri bedel üzerinden (ki bu bedel genelde aylık brüt tutarlar ile dönem ay sayısı çarpılmak suretiyle bulunmaktadır) binde 7,5 nispi damga vergisine ek olarak yine Kanun’a ekli I sayılı tablonun IV. Makbuzlar ve diğer kağıtlar bölümü 1.Makbuzlar kısmında geçen;
“b) Maaş, ücret, gündelik, huzur hakkı, aidat, ihtisas zammı, ikramiye, yemek ve mesken bedeli, harcırah, tazminat ve  benzeri her ne adla olursa olsun hizmet karşılığı alınan  paralar için verilen makbuzlar ile bu paraların nakden  ödenmeyerek kişiler adına açılmış veya açılacak cari  hesaplara nakledildiği veya emir ve havalelerine tediye  olunduğu takdirde nakli veya tediyeyi temin eden kağıtlar” üzerinden ayrıca  (Binde 6) oranında damga vergisi kesinti yapılmaktadır.
Bu iki ayrı vergileme arasında ise temel olarak izleyen farkların olduğunu belirtmek yerinde olacaktır:

1- Hizmet sözleşmesi açısından vergiyi doğuran olay, sözleşmenin taraflarca imzalanması ile vukuu bulmakta ve damga vergisi kişiler tarafından kağıdın düzenlenmesinden önce peşin olarak ödenmektedir. Aslında vergilendirme dönemi, sözleşmenin düzenlendiği anla birleşiktir. Tam anlamıyla bir vergilendirme periyodundan bahsetmek imkansızdır. Bilinen odur ki, tarafların imzalarıyla vergi borcu doğmakta ve bu borcun da imza sürecinden önce makbuz karşılığı ilgili yerlere tevdi edilmesi gerekmektedir. Öte yandan, hizmet sözleşmesine dayalı ücretin hizmetin ifasını müteakip belli dönemler veya aylar itibari ile hesaplanarak ödenmesi durumunda damga vergisi ödeme esnasında ilgililerin ücretlerinden kesinti suretiyle tahsil edilmektedir. Yani ücretin elde edildiği dönemin, aynı zamanda ücretliler açısından damga vergisi uygulamasında bir vergilendirme dönemi olarak değerlendirilmesinde sakınca olmayacaktır.

2- Hizmet sözleşmelerinde matrah, belgelerde belirtilen belli paraya isabet eden tutarların bütünüdür. Hâlbuki aylık ödemelerde matrah, kişinin o dönemde yaptığı hizmet bedeli olarak tahakkuk ettirilen ücret unsurlarından başka bir şey değildir. Dolayısı ile bu noktada da matrah konusunda ayrışma meydana gelmektedir.

3-  Doğal olarak sözleşme dönemi başında ödenen damga vergisi ile sözleşme dönemi içerisinde belli periyotlarda gerçekleşen ücret ödemelerine bağlı damga vergisi nedeniyle bir mükerrer vergilemenin gündeme gelmesi son derece normaldir. Ancak bu vergilemenin teknik ayrıntılarında, bir mükerrer vergileme olarak nitelendirilmesine yol açacak fazlaca dayanak noktalarının bulunmadığı anlaşılacaktır.
Tüm bu açıklamalar paralelinde kanaatimizce yapılması gereken, aynı matrah üzerinden farklı vergilendirme dönemlerinde, farklı vergi oranlarında dahi olsa bir vergilendirme konusunun aynı vergi kanunu uygulamasına birden fazla tabi tutulmasını önlemek, akılcı ve mantıklı bir yaklaşım olabilecektir.
 
V- SONUÇ
Yazımın önceki bölümlerinde genel hatlarıyla damga vergisi uygulamasında belli para teriminden hareketle sözleşmelerde damga vergisi sistematiği irdelenmiş ve bilahare mükerrer vergileme analiz edilmiştir.
Özellikle mükerrer vergilemede, damga vergisi sistematiğinin aynı tutarların farklı biçimlerde olsa dahi farklı vergilendirme dönemlerinde birden fazla vergi kesintisine veya ödemesine muhatap kılınmamaları noktasında gerekli yasal değişikliklerin ele alınmasının faydalı olabileceği düşünülmektedir.
 
                                                                                              
________________________________________
*   Maliye Müfettişi
(1) Kâğıtlarda para teriminden sadece rakamsal ifadelerin anlaşılmaması gerekir. Şöyle ki rakamsal ifadeler yerine doğrudan rakamların elde edilebileceği ifadelerden de belli paranın hesap edilebilirliği kabul edilmelidir. Örnek olarak kişiye verilecek aylık ücretin ….TL yerine  asgari ücret şeklinde bir ibare ile  ifade edilmesi, durumu değiştirmeyecektir. Bu durumda esas alınacak rakam, yasalarla saptanan asgari ücret tutarını esas almak ve vergilemeye esas kılmak olacaktır.
 

 

 

   

   
© H.Bayram ÇOLAK